Bayramlar, özünde bir kavuşma, bir muhasebe ve bir yenilenme fırsatıdır. Ancak, içinde bulunduğumuz düzenin dağınıklığı, bayram sevincimizi tam anlamıyla yaşamamıza engel oluyor. Gözümüzün önünde her şey hızla değişiyor, eski değerler ile yeni dünya arasındaki uçurum giderek derinleşiyor. İşte bu noktada, bayramı sadece takvimde yer alan bir tatil günü olarak görmek yerine, onun bize hatırlattığı esas mesajı kavramak gerekiyor: Düzeni yeniden inşa etmek.
Bugün, yeni neslin ayak sesleri her zamankinden daha güçlü. Onlar, bireyselliğin zirvesinde özgürlüğü arayan ama bir yandan da aidiyet hissini kaybetmemek için direnen bir kuşak. Özgüvenleri yüksek, sorgulamaktan çekinmiyorlar ve dayatmalara boyun eğmiyorlar. Teknolojiyle iç içe büyüdüler, bilgiye erişim konusunda bizlerden çok daha avantajlılar. Ancak bu hız çağında, bazen anlam arayışlarının arasında kayboluyor, aidiyet ve köklerini sorgularken geçmişle bağlarını inceltiyorlar.
İşte tam da burada, bayramların asıl anlamı devreye giriyor. Bayramlar, nesiller arasında köprü kurmanın, geçmişten bugüne taşınan değerleri hatırlatmanın ve en önemlisi, içsel bir düzeni kurmanın vesilesidir. Çünkü asıl bayram, sadece sevdiklerimizle bir araya gelmek değil, iç dünyamızda ve toplumsal düzende gerçek bir uyum yakalayabilmektir.
Ramazan Bayramı’nın bize hatırlatması gereken şey, sadece tatlı sohbetler, ikramlar ve hediyeler değil; bir düzen içinde, adaletli, saygılı ve duyarlı bir toplumu inşa etme sorumluluğudur. Bayramın gerçek anlamı, içimizdeki ve çevremizdeki karmaşayı düzene kavuşturduğumuz gün tam olarak hissedilecektir.
Her bayram söylediğimiz gibi; sadece sözde kalan bir sözle yazıma son vereyim! Ramazan Bayramı’nın tüm insanlığa huzur, birlik getirmesini diliyorum. Bayramımız kutlu olsun!