Sorunlarla boğuşan tüm eğitim camiasına yeni bir sorun ekleyen 'başörtüsü, bone ve bandana' mevzusu...
Konuyu inanışlara ve dini inanca göre irdelersek, yine ortada ciddi bir sorun olduğu ve mantıklı bir zemine oturtulamadığı görülüyor. Kur'an'a bakılırsa, giyim kuşam konusunda belli biçimler önerilmez, sadece birtakım ölçüler vermekle yetinilir.
Örtünme konusuna birkaç ayette değinilmiştir. Toplumların bu ayetleri kendi kültür ve anlayışlarına göre yorumlaması ile örtünme ve baş örtüsüne ilişkin farklı yaklaşımlar ortaya çıkmıştır.
Bir başka kaynakta ise; Nur suresinin 31. ayetinde; "Kadınlar, başörtülerini, göğüslerinin üzerinden bağlasınlar; yani başörtüleriyle göğüslerini de örtsünler" diye bir ayet olduğu da söylenir.
Öyleyse zaten buna göre, sadece saç örtmek yeterli olmayacaktır.
Bugün mahrem yeri olmayan saçlarının örtünmesi meşrulaştırılırsa; yarın çarşaf giymemiz dayatılır kanımca.
Bizim kültürümüzde, çıplak veya yarı çıplak okula gitme olamayacağı gibi; okullarda başörtüsü takmak diye bir kültürümüz de yoktur.
Halbuki, eski çağlarda saç örtmekle alakalı inanışlar olabilir; günümüz şartlarında saç mahrem bir yerimiz değildir, usturuplu giyinmek, okullarda ise edep yerlerinin kapatıldığı üniforma giymek yeterlidir.
Kısa şort veya mini etekle okula gidilemediği gibi; türbanla, çarşafla da gidilmemeli...
Bu çağda KKTC'de böyle bir geleneğin, Eğitim Bakanlığı'nca okullara taşınmaya çalışılması çok yanlış.
Buna müsamaha gösterilmesi; gelecek seneye göğüs hizası ve dize kadar örtünmeyi dayatmalarına davetiye çıkaracaktır.
Bone ve bandana kararı da, buna bir geçiş süreci olarak zemin hazırlamaktı.
Şimdi başörtüsü kavgası; Türkiyeli Kıbrıslı ayrımcılığına doğru evriliyor.
Bu ülkede yaşayan herkes Kıbrıslı'dır. Ve bu ülkede yaşayan herkesin soyu Anadolu'dan geliyor.
O nedenle "sen geldiğin yere git" gibi söylemlerle devam edersek, çok yakında bu ülkede huzur kalmaz, hatta olaylar daha da büyüyebilir.
2011- 2012 yılında ülkemizde yine bir Türkiyeli- Kıbrıslı, ' besleme' kriziyle başgöstermiş, 'Toplumsal Varoluş mitingleri düzenlenmişti. Toplumda huzur kalmamıştı ve toplum birbirine düşman hale geliyordu.
O nedenle 'Müslüman'lıkta herkes din kardeşidir' sözünden hareketle sükunet içinde sağa sola sataşmaktan vazgeçilmeli. Sağduyulu olunmalı ve kimse kimseyi ötekileştirmeye, dışlamaya kalkışmamalıdır.